HAYAT AKIP GİDERKEN
Siz siz olun, bugün aklınızdan geçen güzellikleri
asla yarına bırakmayın. Ne yapacaksanız, hemen
ama hemen şimdi yapın. Çiçek mi sulayacaksınız,
sulayın. Kitap mı okuyacaksınız, okuyun. Sinemada
çok beğendiğiniz bir film mi var, hemen gidin
seyredin. Sevgilinizi öpmek mi istiyorsunuz,
hemen öpün. Bir yakınınızı aramak mı istiyorsunuz,
sarılın telefona hemen arayın. Yiyin, için,
şarkı söyleyin, dans edin ama ne yapacaksanız
hemen yapın. Çünkü siz bugünü bugün yaşıyorsunuz
ve yarını da yaşayacağınıza dair hiç bir kontratınız
yok.
Geçtiğimiz gün bir mezarlık ziyeretine gitmiştim.
Orada aramızdan zamanlı veya zamansız ayrılan
yediden yetmişe çok sayıda insan sessizce yatıyordu.
Orada yatanlar sadece bedenler değildi. Ertelenmiş
umutlardı, söylenmemiş sözlerdi, yarım bırakılmış
işlerdi. Evet evet kim bilir onlar hayata veda
ettikleri sırada neleri yarım bırakmışlardı?
Kimisi tamam onu kırdım, nasılsa yarın gönlünü
alırım diyordu. Kimisi adam sende bu konsere
bir daha ki sefere giderim demişti, kimiside
tatile haftaya çıkarım, hele şu işi de halledeyim
diye düşünüyordu ve onlar hiçbiri, düşündüklerini
yapamadı. Belki bir küçük çocuk babasından gelecek
bisiskleti bekliyordu. Adamsa bu akşam yorgunum,
yarın alır giderim diye düşünmüştü ve o çocuk
bisiklete binemedi.
İtiraf etmeliyiz ki bizler belki iyi, belki
kötü, ama çok yanlış yaşıyoruz. Hepimizin hayatı,
yarınlara bırakılmış işlerle, ertelenmiş umutlarla
dolu. Çalışıyoruz, çalışıyoruz. Hayatın tüm
güzel renklerini ellerimizle itiyoruz ve de,
sanki tüm yarınlar bizimmiş gibi, hayaller kurup
duruyoruz. Sevinçleri, mutlulukları hep sonraya
bırakıyoruz. Bizler var ya bizler, inanın çok
yanlış yaşıyoruz.