CENK KORAY’DAN BİR YAZI

Sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi? Hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine? Demir tokmakları, başınıza başınıza indirdiler mi, iri yarı adamlar? Gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı? Tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken? Birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya zorlayarak “çat” diye kırıverdi mi? Çaresizlik denilen
çaresi bulunmayan tek gerçek, sarıldı mı boğazınıza? Adamın biri gelip iki gözünüze iki parmağını sokup, kör ettimi sizi? Büyük değirmen taşlarını getirip koydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken? İyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup çevirdiler mi 360 derece? Ayağınız kayıp yola düştüğünüzde, bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi? Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizde içinde asit olduğunu fark ettiniz mi? Demir bir çubuk boğazınızdan girip boynunuzun arkasından çıktı mı hiç? Yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın
en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdumu? Balkondan düşen koca bir saksı tam kafanızın ortasına indimi? Evinizin alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi? Bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına can verdiğini gördünüz mü? Veya bütün bunları görmemiş yaşamamış bile olsanız, biraz
düşününüz. İşte bunların hepsi benim bir anda başıma geldi. 19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allahın bana emaneti, canım, gülüm, hayatım, her şeyim, bir tanem, sebeb-i hayatım, evladım, oğlum Nihad; üç dakika içinde yok olası kollarımın arasında ölüp gitti. Yapacak hiç bir şeyim yoktu. Kapının camı şahdamarını kesmişti. Fıskıye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu, umutlarım, istikbalim, hayatım, yerlere dökülüyordu. Bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu….
Bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu. 365 günün, bir tanesinde bile seni
göremedim, elini tutamadım, yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım. Evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedi ve sen içeriye girmedin. Bir tek gece odanın ışığı yanmadı. Ben kapını açıp, ben yatıyorum sen yatmıyormusun? Diye soramadım… Yaşamak canımı sıkmaya
başladı. Gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür. Bu kadar çabuk mu unuttun beni diye düşünüyorum zaman zaman. Ama beniunutmayacağını, unutmadığını biliyorum, ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, Ece’de. Günler geçiyor arslanım. Her geçen dakikayı beni sana yaklaştırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm zaman geçiyor, bir gün senden ayrılacağım diye. Ama şimdi her şey tersine döndü.
Her şeye tahammül edebiliyor insan. Allah böyle bir sabırvermiş kullarına. Ama tahammülü mümkün olmayan tek şey var. Senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedebilmek. İşte ölmeden bu öldürüyor insanı…

CENK KORAY

Powered by Şenol CAN.
Sorry, your browser doesn't support Java(tm).
http://duygularimiz.4mg.com
Bu Sayfayı Sevdiklerinize Gönderin.
Adınız

E-Mail Adresiniz:

Alıcının E-mail Adresi:

Varsa Notunuz:

 


Powered by DuYGuLaRımıZ-OnLiNe