BEN GÖREMEYECEĞİM

Clinton, Yeltsin ve Çiller şeytanın huzuruna çıkarlar. Hepsi şeytana dileklerini söyleyeceklerdir o da onlara ne zaman gerçekleşeceğini söyleyecektir.
İlk önce Clinton sorar :
-Amerika ne zaman her yönden tam olarak dünyanın hakimi olacak?, der. Şeytan da :
-50 yıl sonra, der. Clinton ağlamaya baslar :
-Ben göremicem, ben göremicem... Sıra yeltsine gelmiştir. O da sorar :
-Rusya ne zaman eski gücüne kavuşacak?. Şeytan cevap verir :
-100 yıl sonra. Yeltsin de başlar ağlamaya :
-Ben göremicem, ben göremicem... Sıra Çiller'e gelmiştir, O da sorusunu sorar :
-Ne zaman Türkiye'deki enflasyon düşecek?
Bu sefer şeytan ağlamaya başlar :
-Ben göremicem, ben göremicem!..



BENİ ARAMIYORLAR

Beyazsaray'daki oval bürodayız. Bill çalışıyor. Monica onu seyrediyor. Bu sırada telefon uzun uzun çalar ama sekreter hanım hiç oralı olmaz. Sinirlenen Bill :
-Telefona niçin bakmıyorsun?..diye sorunca Monika :
-Neden bakacakmışım ki...Nasıl olsa her seferinde seni arıyorlar!



BİR TARAFIMIZDA İSA

Sakıp Sabancı Ağa'ya bir gün demişler ki :
-Ağa bu dünyada her şey güllük gülüstanlık.Nereye baksak her tarafta senin şirketleri, fabrikaları görüyoruz (marSA, yünSa, lasSA, toyotaSA).Burada işin iş.Ya diğer tarafta ne olacak, orada ne yapacaksın, nasıl kurtulacaksın zebanilerden?..
Sakıp Ağa gülmüş :
-Öte yanda da işimizi sağlama aldık.Bir tarafımızda iSA, diger tarafımızda muSA.



DEMİN KIMILDADI

Adam arkadaşı ile sinemaya gitmiş. Bir süre sonra biri diğerine :
-Yahu baksana 16. Louis ileride oturuyor.
-Sen delirdin mi, adam öleli yıllar oldu.
-Emin misin?
-Evet eminim.
Aradan biraz zaman geçer ve bizimki yine arkadaşına döner.
-16.Louis'nin öldüğunden eminsin değil mi?
-Elbette.Yıllar önce öldü.
-Ama demin kımıldadı.



İKİ YUMURTA

Akşam geç vakit lokantaya giren Gazeteci Musa Ağacık, lokantadaki garsonu çağırarak :
-Kardeşim demokrasi ve hak adına bana git bir şeyler getir.Karnım çok aç, dedi.
-Peki efendim, diyen garson içeri gider. Biraz sonra elinde bir tabakla gelerek :
-Buyrun efendim, der.Musa bet, bakar sonra :
-Bu ne, der.
Garson :
-Efendim, bu dana dili. Sadece bu kalmıştı da onu kızartmıştım, deyince
Musa Ağacık elinin tersiyle tabağı ileri doğru iterken :
-Kardeş, demokrasi ve hak adına sen bunu al götür.Ben öyle ağızdan çıkan pis şeyleri sevmem, dedi. Sonrada :
-En iyisi bana iki yumurta kırda getir,der.



İMPARATORUN ÇALIMI

Ecdadının ve kendisinin zamparalığıyla övünen Roma İmparatoru Srenismus, imparatorluk ülkelerini dolaşırken, bir gün kalabalıkta, kendisine son derece benzeyen bir köylü görür.
Adamı yanına çağırıp sorar :
-Annen sarayda hiç çalıştı mı?
Köylü cevaplar :
-Hayır haşmetmeap, babam çalıştı.




KABİLİYET

Yazdığım fıkra kitaplarından birini 1990 da mizah üstadı Aziz Nesin'e takdimetmiş, sonra da sormuştum :
-Üstadım,nasıl buldunuz?, dedim.
-Bir eksiğin var delikanlı, dedi.
Merakla :
-Nedir efendim? deyince.
-Kabiliyet, oğlum, dedi.



KAYNANAMA GİDİYORUM

Osman Yağmurdereli arabasıyla giderken polis çevirmiş.
Polis :
-Aşırı hız yaptınız, demiş.
Osman Yağmurdereli :
-Nasıl hız yapabilirim ki memur bey kaynanama gidiyorum.



JANN CLAUDE VANN DAMME

Adamın biri bir gün Amerikaya gitmiş. Otelin birine yerleşmiş ve uyumak için yatağa uzanmış. Yan odadan gelen seslere çok kızmış ve bağirmış :
-Yan odada kim var?
Yan odadaki adam seslenmiş :
-Jann Claude Vann Damme.
Bizim adam gene bağırmış.
-Oraya gelirsem dördünüzü de öldürürüm.



NASIL İZAH EDERSİNİZ?

Ünlü Fransız yazarı Jean Costeau'ya bir gün arkadaşları sordular :
-Talihe inanır mısınız?
-Tabii inanırım, aksi halde sevmediklerimizin başarılarını nasıl izah edersiniz?



PİNOKYO

İsa Mesih, bir gün çölde gezinirken, ağlayan bir ihityar görmüş ve yanına yaklaşıp, derdini sormuş. İhtiyar:
-Kaybolan oğlumu arıyorum ama artık umudu kesmek üzereyim, deyince İsa Mesih yaşlı adama acımış ve :
-Oğlunu beraber arayalım, demiş. Ve sonra sormuş :
-Peki, demiş, oğlunu tanıyacağımız bir işaret, bir iz var mı? Mesela doğum lekesi filan...
İhtiyar :
-Evet, oğlumun ellerinde ve ayaklarında çiviler vardı...
-İsa Mesih'in gözleri dolmuş ve haykırmış :
-Baba!!!
İhtiyar da haykırmış :
-Pinokyo!!!



POLİTİKA DEDİĞİN

Yuri Gagarin uzaya çıkan ilk insan olarak dünyaya dönünce, Kruçev tarafından kabul edilmişti.Kruçev, hoşbeşten sonra Gagarin'e :
-Sana bir şey soracağım açık açık söyle, dedi.
-Yukarıda onu gördün mü?
-O dediğiniz kim?
-Canım söyletme işte beni! O'nu...Yani, Tanrı'yı gördün mü?
-Evet efendim...Çok yakınımda olduğunu her an hissettim.
Kruçev, eliyle hırsla dizine vurdu :
-Biliyordum zaten olduğunu! Bak Yuri...Bunu kimseye söylemeyeceğine bana yemin et.Söylersen, bütün politikamız tepetaklak olur!
Aradan bir süre geçti.Bu sefer Yuri Gagarin Papa tarafından davet edildi.Vatikan'daki görüşmede, biraz hoş-beşten sonra Papa, Gagarin'e :
-Bak, evladım, dedi.Sana birşey soracağım.Yukarıya çıktığın zaman O'nu gördün mü? Gagarin, ettiği yemini hatırlayarak :
-Hayır efendim, diye cevap verdi.Hiç birşey görmedim.
Papa hırsla elini dizine vurdu :
-Biliyordum zaten olmadığını! dedi.
Sonra Gagarin'e iyice sokularak kulağına şunları fısıldadı :
-Görmediğini kimseye söylemeyeceğine yemin et! Yoksa bütün politikamız allak bullak olur!

SÜTLÜ KAHVE

Bir gün kahvede oturanlardan birisi demiş ki :
-Kahvenin önünden ilk önce erkek geçerse kahve, kadın geçerse süt içelim.
Kahvenin önünden Bülent Ersoy geçmiş, sütlü kahve içmişler.



AMELİYAT YERİ

İki sevgili bir ağacın gölgesinde otururlar.Delikanlının tatlı sözleri arasında bir ara kız sevgilisinin kulağına fısıldar :
-Sevgilim sana apandist ameliyatı olduğum yeri göstereyim.
Delikanlının gözleri parlar.
-Göster canım göster.
Kız eliyle uzak bir yeri göstererek :
-Bak şu ilerde görünen sarı bina var ya, onun üçüncü katı....



AYNI ŞEY

Kadınla erkek konuşuyorlardı :
-Sevgilim, söyle bana hayatına giren ilk erkek ben miyim?
-Tabii canım, ama anlamıyorum, nedense bütün erkekler hep aynı şeyi soruyorlar!...



BENİ YETERİNCE SEVSEYDİNİZ

Genç bir delikanlı saatlerdir genç kızın peşinden geliyordu.Genç kız dayanamayıp arkasını döndü :
- Neden saatlerdir beni takip ediyorsunuz? diye sordu.
Genç erkek :
-Sizi seviyorum hem de canımdan çok seviyorum!
Genç kız :
-Bak benim arkamdan ablam geliyor, o benden daha güzel benden iş çıkmaz sen ona git..
Delikanlı arkasını dönüp bakınca çok çirkin bir kızın geldiğini görüp sinirlenmiş ve genç kıza dönmüş :
-Neden bana yalan söylediniz?
-Asıl siz bana neden yalan söylediniz? Eğer beni yeterince seviyor olsaydınız dönüp arkanıza bakmazdınız çünkü gözünüz benden başkasını görmezdi!!



BİR KARIŞ YASTIK

Nişanlı bir çift güzel bir pazar günü gezmeye gitmişler. Gittikleri yere ise bir sabah bir de akşam otobüs varmış. İki sevgili gezmişler dolaşmışlar akşamın nasıl olduğunu anlayamamışlar akşam otobüsünü kaçırmışlar. Gittikleri kasabada yalnızca bir otel varmış o oteldede tek oda kalmış genç kız bunu duyunca ağlamaya başlamış.
-Eyvah napıcaz şimdi aynı odada nasıl kalırız biz henüz evlenmedik ki.
Delikanlı :
-Sen hiç üzülme ben sana elemi bile değdirmem, demiş.Gece olmuş ve odalarına çıkmışlar. Delikanlı sözünü tutmuş ve yattıkları yatağın ortasına yastık koymuş ve nişanlısına elini bile değdirmemiş. Sabah olmuş ve eve dönmek için yola koyulmuşlar. Genç kızın başında da bir şapka varmış yolda yürürken birden bir rüzgar çıkmış ve kızın şapkası başından uçmuş yüksek bir duvarın arkasına gitmiş. Genç kız gene ağlamaya başlamış :
-Eyvah gitti güzelim şapkam, demiş.
Delikanlı :
-Sen hiç üzülme ben şimdi duvardan atlayıp şapkanı alırım, demiş.
Genç kız :
-Hadi ordan dün akşam bir karış yastıktan atlayamadın da şimdi o duvardan nasıl atlıyacaksın, demiş.



BİZİ TAKİP ETMEKTEN VAZ GEÇ

Karin ile Jutta parkta gezintiye çıkmıslardı. Bir bahriyeli de bir saattir kızların peşini bırakmiyordu. Nihayet Karin'in sabrı taştı, arkasını dönerek bahriyeliye sert bir yüzle baktıktan sonra hiddetle şunları söyledi :
-Bak, ya bizi takip etmekten vazgec, yahut bir arkadaşını daha bulup getir.



ÇARPTIĞIMIZ ARABADAN

Genç kız sevgilisine telefon ediyordu :
-Bu gece bize gelmesen iyi olur şekerim. Babamın öfkesinden yanına varılmiyor.
Dün geceki kaçamak gezintiyi onun arabasıyla yaptığımızı haber almış!
-Ne diyorsun! Nereden haber almış acaba?
-Nerden olacak... Çarptığımız adam babammış da!...



GELİN ADAYI

Çöpçatan, damat ve gelin adayını karşılaştırır.Gelin zengin olduğundan damat adayı ufak tefek kusurların bağışlanması için önceden uyarılmıştır.
Gelin adayı odaya topallayarak girer.
Damat adayı çöpçatana bakar :
-Topal bu, der.
Çöpçatan başıyla onaylar.
Damat gelinin saçlarını okşamaya kalkar.Peruk elinde kalır.Çöpçatana bakışlarıyla :
-Kel bu, der.
Çöpçatan başıyla onaylar.
Damat adayı odadaki gümüş takımlara antikalara bakar.Onların da sahte olmasından şüphelenir.Çöpçatanın kulağına fısıldamak ister.
Çöpçatan :
-Rahat konuşabilirsin, duymaz kulağı sağırdır, der.



HAFTAYA ÖLECEK

Ahmet yolda surat iki karış gidiyormuş. Arkadaşı görmüş ve sormuş :
-Hayrola yahu bu surat ne böyle iki karış.
-Abi karımı öldüreceğim. Bıktım artık ondan, öldüreceğim.
-Elini kana bulayıp sonra hapislerde çürüyeceksin. Daha garantili yolu var bu işin.
-Nasil olacak?
-Her gün üç posta sevişeceksin, onbes gün sonra karın kendiliğinden ölür. Sen de kolayca kurtulursun. Aradan bir hafta geçer ve adam Ahmet'i ziyarete gelir. Ahmet'in suratı çökmüs, kamburu çıkmış halde arkadaşını içeri buyur eder.
Karısı da mutfakta yemek yapmaktadır. Bir taraftan da yüksek sesle şarkı
söylemektedir. Ahmet arkadasına dönerek :
-Salak karı haftaya ölecek, haberi yok.



HAYATIMIN EN KUTSAL ŞEYİ

İki sevgili oturmuş konuşuyorlardı. Genç kız :
-İnan bana sevgilim, sen hayatımın tek erkeğisin. Erkek, kızın saçlarını okşayarak cevap verdi :
-Beni buna inandırmak senin elinde. Kız bir aralık sustu. Sonra munis bir şekilde devam etti :
-Bak, hayatımın en kutsal şeyi üzerine yemin ederim ki, söylediklerim doğrudur.
Adam meraklandı :
-Nedir bakalım, dedi. Senin hayatının en kutsal iki şeyi...
Kız aynı hızla cevap verdi :
-Çocuklarım...



İKİMİZE DE YETER

Evlenme teklif ettiği kızdan red cevabı alır :
-Ama ben sizi sevmiyorum ki!
Delikanlı istifini bozmadan cevaplar :
-Olsun, benim aşkım ikimize de yeter!



İLK AŞK

Evliliklerinin üstünden henüz bir ay geçmiştir.Mutlu koca genç ve güzel karısına sarılır :
-İlk aşk ne kadar tatlı, ne heyecanlı değil mi?
Genç karısı yanıtlar :
-Evet... ama seni tanıdığıma da memnunum...



KİMİN KARISI?

Senatörlerden birinin ölmesiyle başka bir adam onun süresini doldurmak üzere seçilmişti.Adam karısına telefon ederek, bu haberi vermek istedi :
-Bir senatör karısı olmak ister miydin? diye sordu.
Karısı biraz düşündü sonra sordu :
-Hangisinin?



Sayfayı Sevdiklerinize Tavsiye Edin.
Adınız

E-Mail Adresiniz:

Alıcının E-mail Adresi:

Varsa Notunuz:


www.istesevgi.com