ÇORAP

Ayakları çok fena kokardı.Bir gün bir arkadaşına birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti. 
Hay hay, dedi arkadaşı.Ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. Söz mü? 
Tiyatroya gittiler.Yerlerine oturdular.Aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına götürmeye başladı. 
Hani söz vermiştin, dedi arkadaşı. 
Vallahi değiştirdim, dedi.İnanmazsın diye kirlileri de cebime koydum.Nah!...



MUTLAKA SARHOŞTUR

  Yaşlı ve çirkin bir kadın soluk soluğa karakola gelip şikayetçi olur : 
Adamın biri beni bir saattir izliyor, kendimi buraya zor attım, galiba sarhoştu memur bey, der. 
Polis çirkin  kadını tepeden tırnağa süzüp cevaplar : 
Galiba değil, besbelli sarhoşmuş, der.



KAZANAN KİM 

Ağa ile ırgatı köyden kasabaya giderken...Bir ara ağanın aklına bir muziplik geldi : 
Bak, dedi, şu yol kenarında ineklerin bıraktığı tezekleri yersen...Bu arabamı da, atları da, koşumları da sana veririm.Senin olsun. 
Irgat gıcır gıcır arabayı, atları, koşumları görünce, düşünmedi bile...Tezeğin hepsini yiyip bitirdi. 
Kasabaya gittiler, alışveriş yaptılar, dönerken...Ağa birden düşünceye daldı."Muziplik derken, araba da, at da, koşumlar da gitti"diye : 
Bana bak, dedi, arabayı, atları, koşumları geri istiyorum.Kaça verirsin?
Para filan istemem.Aldığım fiyata veririm,ağa... 
Yani? 
Yanisi şu ; Bak karşı kenarda duran tezekleri gördün mü?Sen de onları ye!Al arabayı, atları koşumları!...
Baktı başka çare yok, ağa da eğildi, zorlana zorlana yedi tezekleri... 
Tam köye yaklaştıkları sırada ırgat gülmeye başladı kendi kendine... 
Ne gülüyorsun, diye sordu ağa, bir şey mi var? 
Nasıl gülmem, ağam?Biz yola çıkarken bu araba da, bu atlar da, bu koşum da senindi.Şimdi yine senin...Peki, öyleyse biz o tezekleri niye yedik?



ELTİMGİLE GİDİYOM 

Yeni ilçe olan bir köye trafik ışıkları yeni konmuş, ışıkların altında bir polis bekliyor ve halkın ışıklara uymasını sağlamaya yani bir çeşit trafik eğitimi vermeye çalışıyormuş. 
O sırada, bakmış ki; bir kadın, elinde tuttuğu çocuğuyla, kırmızı yanarken karşıya geçiyor.Hemen seslenmiş : 
Hanım, hanım! Nereye? 
Kadın dönüp : 
Vıy! demiş. Sana ne? Eltimgile gidiyom.



MÜŞTERİ MEMNUNİYETİ

Adamın biri, yeni açılan lüks büyük mağazaya gitmiş, satıcı kıza yaklaşmış:
Bir kravat almak istiyorum.
Satıcı kız son derece şirin bir tavırla:
Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır. Kravat ipekli mi olacak yünlü mü?
İpekli.
O zaman lütfen birkat yukarı buyrun, ipekli kravatlar bir kat yukarıda.
Adam bir kat yukarı cıkmış, başka bir satıcı kız:
Ben ipekli bir kravat almak istiyorum.
Beyefendi, kravat düz mü olacak, desenli mi?
Desenli.
Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, desenli kravatlar bir kat yukarıda, lütfen üst kata buyurun. Adam bir kat daha cıkmış. Yeni bir satıcı kıza:
Ben ipekli ve desenli bir kravat almak istiyorum.
Desenler çizgili mi, çicekli mi olacak?
Çizgili.
Bizde müşteriyi memnun etmek esastır, çizgili kravatlar bir kat yukarıda, lütfen bir kat yukarı buyurun. Adam bir kat daha cıkmış.Çizgiler kalın mı, ince mi, bir kat yukarı. Zemin açık mı, koyu mu, bir kat yukarı derken 35. kata gelmiş. Öfke ile satıcı kızın yakasına yapışmış:
Ben ipekli, ince çizgili, zemini koyu, bir kravat istiyorum.
Kravatı bu elbiseyle mi kullanacaksınız?
Hayır, evdeki elbisemle.
Beyefendi, bizde müşteriyi memnun etmek esastır, bir uyumsuzluk olursa firmamızın prensiplerine ters düşer, lütfen evden öbür elbisenizi alır gelir misiniz?
Adam büyük bir öfkeyle asansöre gitmiş. O sırada asansörün kapısı açılmış, içinden gene çok sinirli bir adam çıkmış. Bir elinde bir klozet kapağı, belden asağısı da çıplak:
İşte popom, işte evdeki tuvaletin klozet kapağı. Verecekseniz verin artık lan şu tuvalet kağıdını...



MİYAW

İki deli, akılhastahanesinden kaçmaya karar vermişler. Gece vakti hızlı bir şekilde duvardan atlayarak boşluktaki tarlaya çıkmışlar. Tellerin arasından sürünerek ilerlerken bir bekçi bunların hışırtısını duymuş. Hemen bağırmış: "Kim var orada?" Delilerden biri hemen: "Miyaw, miyaww" diye seslenmiş. Huşırtıyı kedinin çıkardığını zanneden bekçi tam geri dönecekken deliler yine sürünmeye başlamışlar ve yine bir hışırtılar başlamış. Bekçi hemen dönmiş ve bağırmış: "Kim var orada?" İyice sinirlenen deli: "Miyaw dedik ya len" demiş


EFENDİ MANİTU

Stresten bıkmış adamın biri, uzun bir deniz seyahatine çıkmış.
Fakat şanssızlıktan gemi batmış ve sadece bu adam kurtulabilmiş. Günlerce minik bir tahta parçasının üstünde denizde yol aldıktan sonra minik bir adaya gelmiş.
Adam daha ne olduğunu anlamadan yerliler bunu almış götürmüşler. Adam yüzlerce yamyam yerlileri görünce: " Eyvah, boku yedik." demiş.
Tam ağlayacağı sırada gökten " Hayır evladım, boku yemedin" diye acayip ve gür bir ses gelmiş.
Şaşıran adam: "Sen kimsin ya?" demiş. Yine aynı gür ses "Ben ulular ulusu efendi manitu' yum." demiş. İyice şaşıran adam: "Peki Efendi Manitu, ne yapmam lazım?"demiş.
Hemen cevap gelmiş: "Şimdi sakin bir şekilde sağ tarafındaki yerlinin mızrağını kap, en önde duran ve başında bir sürü tüy olan büyük yerliye sapla" demiş.
Adam hemen can havliyle mızrağı kapıp şef yerliyi öldürmüş.
Yine aynı ses son kez gürlemiş " İşte şimdi boku yedin evladım!"



ENAYİ DEĞİLİM 

Arabasını park edip lokantaya giren adam, çıktığında arabasını akordeona dönmüş bir halde bulur.Cam sileceğinin altında bir kağıt vardır.Kağıdı açtığında, şu satırlarla karşılaşır : 
Ön vitesle geri vitesi şaşırıp arabanıza sert bir şekilde çarptım. Arabanızda gördüğünüz gibi büyük hasar var. Olayı gören kimseler de şu an, ben bu satırları yazarken çevremde toplanmış bulunuyorlar ve bu kağıda adımı ve adresimi yazdığımı sanıyorlar.Ne halin varsa gör, o kadar enayi değilim!



SERT KOVBOY

Bir kovboy çiftliğine dönmektedir.Bindiği atı yeni satın almıştır.Atın üstünde bir gün evvel evlendiği genç bir kadını da getirmektedir.Sel yatağı boyunca ilerlediklerinden, kötü bir rastlantı sonucu at kayar.  Bir, der kovboy kısaca. 
Ve on dakika sonra at yine bir yoldan sapma yapar. 
İki, der kovboy. 
Biraz daha ileride, at bir engel karşısında, az kalsın dengesini kaybeder gibi olur, bu kez kovboy ne bir, ne iki der.Kadını attan indirir ve : 
Üç, der! 
Ve bir tabancayla atı öldürür. 
Genç evli kadın, dehşete düşmüştür.İtiraz etmekten kendini alıkoyamaz. 
Herşeye karşın, biraz sert, yapmamalıydın! 
Ve kovboy sayar : 
Bir!



EŞŞEK

Birgün Temel eşeğiyle köyüne dönerken yolda gördügü elma bahçesindeki   elmalardan tatmak ister. Bahçeye girer ve eşeğinin üstünde kolayca eriştiği elmalarla bir güzel karnını doyurur. Tam ayrılacağı sırada bahce sahibi ikisini de görür ve yakalar. Önce bir güzel eşeği döver, ardından da köşede bekleyen Temel'i pataklar. Dayaktan sonra dayanamayan Temel sorar :
Tamam tövdün, anladık ta sana pirşey sormak isteyrum!
Sor bakalım.
Neden önce beni degul de eşegi dövdün ?
Seni önce dövseydim eşek kaçardı da ondan !...



FİL SÜTÜ  

İki arkadaş teneffüste konuşuyorlardı : 
Bugün bir bebek gördüm, fil sütü içerek bir haftada on yedi kilo almış.
Alal alal, çok tuhaf. Kimin bebeğiymiş bu?
Filin!...



KIZAMIK 

  Bey, telefonu açıp seslendi : 
Alo...Doktor Bey, bizim oğlan kızamık. 
Biliyorum, dedi doktor, dün sizin eve girip gerekli şeyleri söyledim, kendisini kimseyle temas ettirmeyin ve.. 
Ama doktor bey, oğlan hizmetçiyi öpmüş bir kere... 
Ya bu fena işte...Öyleyse hizmetçiyi de karantinaya almalı. 
Doktor bey, bir şey daha var, sonra hizmetçiyi bende öptüm... 
O... İşler çatallaştı, hastalık herhalde size de bulaşmış olmalı.
Ya..sonra ben karımı öptüm... 
Ne diyorsun be? Öyleyse ben de kızamık olacağım demek...


HEPSİ BİRDEN 

Oymakbeyi, izci adaylarını karşısına toplamış, onlara izciliğin ilkelerini anlatmaya çalışıyordu : 
Bakın çocuklar, dedi.Bir izci, her gün, hiç olmazsa bir kez birine yardımcı olmalıdır.Hastalara...Yaşlılara...Muhtaçlara...Her sabah okula geldiğiniz zaman size birgün önce nasıl bir iyilik yaptığınızı soracağım.Tamam mı?   Ertesi sabah Oymakbeyi çocukları toplayıp sordu : 
Söyleyin bakalım...Dün ne gibi bir iyilik yaptınız?  
Bütün çocuklar, hep bir ağızdan : 
Yaşlı bir kadının karşıdan karşıya geçmesine yardım ettik efendim. 
Adamcağız şaşırdı : 
Hepiniz mi?  
Evet efendim, hepimiz birden.  
Neden?  
Çocuklardan biri cevap verdi : 
Kadın karşıdan karşıya geçmek istemiyordu, ondan efendim! 



GÖRMÜŞ

Kekeme ile bir arkadaşı yolda gidiyorlarmış.Kekeme, birden atılmış  :  
Gö...Gö...Gördün mü?
Arkadaşı sormuş : 
Neyi gördün mü?  
Ha...Ha...Harika bir ka...ka...kadın...Bir de mi...mi...mini bir etek giymiş...
Hani? Nerede?
Se...Se...Sen ba...ba...bakana ka..ka..kadar ma...ma...mağazaya girdi!
Biraz daha yürümüşler.Kekeme yine atılmış : 
Gö...Gö...Gördün mü?  
Neyi gördün mü?
Şa...Şa...Şahane bir ara...ara...araba!  
Hani nerede?
Sen ba...ba...bakana ka...ka...kadar geçti git...git...gitti!
Daha yürümüşler.Kekeme yine atılmış : 
Gö...Gö...Gördün mü?  
Ama arkadaşı bu sefer sinirlenmiş:  
Gördüm lan! demiş.Gördüm işte! 
Kekeme de öfkeyle çıkışmış : 
Ma... Madem gördün de, ne diye bo...bo...boka bastın! 



İKRAM

Adamın biri yabancı bir şehirde, bir evin kapısını çalarak şu ricada bulunur :  
Pek susadım, buralarda su bulamadım, lütfen bana bir bardak su verir misiniz? Kapıyı açan çocuk, adamın yüzüne bakarak, kısa bir tereddütten sonra : 
İstersen ayran getireyim, der. 
Adam bu teklifi teşekkürle kabul ettikten az sonra, çocuk bir çanak ayran getirir.  
Adam ayranı içtikten sonra çocuk : 
İstersen daha getireyim, der. 
Zahmet olur yavrum.
Hayır, zaten bu ayranın içine fare düştüğü için nasıl olsa dökecektik!
Bunun üzerine, adam iğrenerek, elindeki ayran çanağını hiddetle yere atıp parçalayınca, çocuk feryadı koparır : 
Anne, kapıdaki adam köpeğin çanağını kırdı!



İYİLİK MELEĞİ

Adamın işi varmış, Ankara'ya gidiyormuş, tam uçağa binerken kulağında bir ses : 
Binme, bu uçak düşecek! 
Dönmüş, bakmış, kimse yok, ama içine de bir kurt düşmüş, binmemiş. 
İkinci uçağı beklerken kara haber ulaşmış : 
Uçak düştü kurtulan olmadı! 
Koşmuş Haydarpaşa'ya, bilet almış, tam trene binecek, aynı ses kulağında : 
Binme bu trene, raydan çıkacak! 
Dönmüş, bakmış yine kimse yok, trene binmemiş, gelmiş eve, sabah gazeteyi açınca tüyleri ürpermiş : 
Tren Eskişehir'de raydan çıktı şu kadar ölü, şu kadar yaralı...
Allahına şükretmiş, koşup otobüse bilet almış, tam binerken yine o ses :  
Bu otobüse binme, freni patlayacak!
Dönmüş yine kimse yok! Dayanamamış, bağırmış : 
Sen kimsin yahu?
Ben senin iyilik meleğinim! 
Adam iyice kızmış : 
Ulan evlenirken neredeydin!



HOO!!!

Doğu köylerinden birinde, kış kıyamette, adamın birisi ölmüş.Köylüler cenazeyi kızakla mezarlığa götürüyorlarmış.Ama daha mezarlığa varmadan, kızak da, öküzler de çamura saplanmış.Köylüler uzaktan öküzlere bağırmışlar çağırmışlarsa da, kimse çamura girmeyi göze alamamış. 
O sırada, birisi, bakmış ki; dirilerden hayır yok, ölüye seslenmiş : 
Ulan, öldün öldün de, öküzlere bir "Ho!" diyemeyecek kadar mı öldün, mübarek?  



BALABANLI FAZLI

                Balabanlı Fazıl kumara çok düşkündü. Biraz para buldumu doğru Sirkeci'ye. Orada kumara oturuyordu. Birgün epey yüklü miktarda olan tüm parasını kumarda kaybetti Oyundan kalkarken gayet üzgün bir ifade ile: 
-Ula uşaklar, tiyeyim size bir şey, deyince biri: 
-Bütün paranın bittiğini anladık. Borç ta vermiyeceğimizi biliyorsun. Daha ne diyeceksin. 
-He hehe !... Ula kerizler! piliymisunuz bütün oyun boyunca kağıt çalup hile yaptum. 


BANA GÜVENMEYİN  

Gazetede şöyle bir ilan çıkmış : "Bir müdür aranıyor.Yüksek tahsilli, İngilizce  ve Fransızca bilen, askerliğini yapmış, 30 yaşından gün almamış, boyu 1.85'den yukarı ve bekar olması gerekir...  
Temel başvurmuş :  
-Ben demiş, yüksek tahsil şöyle dursun ilk mektebi bile zor biturdum.İnciluzce de Firansizca da bilmeyrum.Yaşım 45'den yukarı, boyum 1.67...  
-Eeee, demişler.Ne demek istiyorsun?  
Temel gayet ciddi :  
-Bu ilanı verduğunuz müdürlük işi var ya, ha bu iş için bana güvenmiyesunuz demeye geldim... 



BASIN HERŞEYİ BÜYÜTÜYOR          

Temel hamama gitmiş. Herkes beline peştemal bağlarken Temel gazete sarmış. Niye böyle yaptığını soran İdris'e Temel şu cevabı vermiş. 
-Basın herşeyi büyütüyor da...  



BAŞLARINA BİRŞEY GELMİŞ Mİ?

Temel askerdeymiş. Teröristlerin köprünün altına gelip pusu kuracakları haberini almışlar. Temelin bölüğüde teröristlere operasyon düzenlemek için köprüde pusuya yatmışlar. Bir saat olmuş gelen giden yok, iki saat olmuş yok, beş saat olmuş yok. Temel komutanın yanına giderek : 
-Komutanım gidip bakıyım başlarına birşey gelmiş olmasın, demiş.



BENDE BAŞARILI BİR ERKEĞİM  

Karadeniz'in erkekleri köy ve kasabalarda genelde önden giderler. Hanımları da bir kaç adım geriden onları takip ederdi. Trabzon'a gelen Musa Ağacık (Star Gazetesi köşe yazarlarından) önden giden adamı görünce dayanamaz durdurarak sorar :  
-Beyefendi, sana demokrasi ve hak adına bir soru soracağım.  
-Buyur sor?  
-Şu geriden gelen teyze hanımınız mı?  
-Evet, ne olmuş?  
-Demokrasi ve hak adına sen bu vaziyetten utanmıyor musun? Sen önde hanımın arkada.  
-Niye utanayım ki? Her başarılı erkeğin arkasında bir hanım yok mudur?  
-Vaaar!  
-Eeee!Bende başarılı bir erkeğim.  



BENDE TUTULDUM

Doktor Temel hastasına sorar :  
-Verdiğim ilaçlar iyi geldi mu?  
Hasta :  
-Neden sordun?  
Temel :  
-Aynı hastaluğa pende tutildum da ondan. 



BENDE İŞ YOK                      

Zengin iş adamının çok sakin sekreteri yine kucağına oturmuş onla oynaşıyordu.
Adam da : 
-Ahh ahh. Pende iş var iken param yoğ idi, şimdi param var iş yok. 



BEN GERİ DÖNÜYORUM  

Temel'e Dursun Karadeniz sahilinde oturuyorlarmış Temel Dursuna demiş ki : 
-Gel beraber Amerika'ya yüzelim. 
İki kafadar Karadeniz'den başlamışlar yüzmeye. Fıkra bu ya Amerika'ya yaklaşmışlar özgürlük anıtını görmüşler tam bu sırada bizim Temel :  
-Dursun ben kesildum geri doneyrum, demiş. 



Sayfayı Sevdiklerinize Tavsiye Edin.
Adınız

E-Mail Adresiniz:

Alıcının E-mail Adresi:

Varsa Notunuz:


www.istesevgi.com