KIRMIZI
GÜL
Bir ülke varmış eskiden.Ve bu ülkede hiç
ama hiç kırmızı gül yokmuş bütün güller beyaz
renkteymiş.Bir de birbirini çok seven bir
kız ve bir delikanlı varmış bu ülkede.Birbirlerine
çok yakışıyorlarmış.Kız çok güzel delikanlı
ise çok yakışıklıymış.Delikanlı bu kız için
herşeyi yaparmış.Kıza evlenme teklif etmiş.Kızsa
bir şartla demiş. 'Bana kırmızı renkte bir
gül getirirsen seninle evlenirim'. Delikanlı
çok üzülmüş çünkü hiç kırmızı gül yokmuş.Beyaz
güllerle dolu bir bahçeye gitmiş aramış ama
yok.Sonra ordaki bir bülbüle derdini yanmış.Bülbül
dinlemiş genci.. Ve en sonunda 'üzülme delikanlı,
yarın buraya aynı saatte gel ve kırmızı bir
gül göreceksin onu al kıza götür, evlenin
mutlu olun.Sen onu çok seviyorsun mutluluk
hakkın' demiş. Çocuk biraz şaşkın ayrılmış
ordan.Ertesi gün bahçeye gitmiş koskoca bahçe
beyaz güllerle dolu yalnızca en ortada kıpkırmızı
bir gül! Delikanlı biraz şaşkın biraz heyecanlı,
biraz mutlu koşup gitmiş gülün yanına.Ama
gördüğü şeye gerçekten çok üzülmüş.Bülbül
yerde ölü yatıyormuş, Kendini gülün dikeniyle
öldürmüş, kanından da kırmızı bir gül ortaya
çıkmasını sağlamış genç delikanlı ve onun
mutluluğu için.Şimdi de yerde cansız yatıyormuş.Delikanlı
gülü alıp kızın yanına gitmiş, kız bu gülü
gördüğü için çok sevinmiş ve delikanlıyla
evlenmeyi kabul etmiş.Bunun üzerine genç "benimle
evlenebilmen için bülbülün ölmesi mi gerekiyordu?
" diyerek oradan ayrılmış
ve bir daha hiç dönmemiş.

Dostlarım sevginizin önüne koşul koymayın.
Gerçek sevgi koşulsuz
olandır.