Saklı Kalan Güzelliklerin Ardındaki Biz

Güneş tüm sıcaklığıyla perdenizin arasından yüzünüzü okşadı. İşte yeni bir gün. EYVAH! Çoraplarınızı kaybetmişsiz, üstelik bugün birde sınavınız var. Yada çalışan biriyseniz geç kaldınız, bu tırafikte neyin nesi? Yandınız , çünkü güneşin okşayarak aydıdınlattığı bu yeni günü karartmaya başlayıp, başlığı gene stres koydunuz.

Kötü bir arkadaşınız olan stres hep sizinle dolaşır durur. O, bazen konuşmalardaki bağırışlarda bazense bir sevgilinin masayı terk edip gitmesinde hemen size el sallar.
Ne gerek var ki, yaşamın yıldızlarını söndürüp, mutlulukları hapsetmeye. Hayat işte; her ne kadar dertleri fazla olsada mutlaka bir yerinden sevinç , mutluluk göz kırpacaktır. Biz onların önümüze çıkmalarını beklemektense yakalamaya çalışsak.. Kovalasak onların ardından nefes nefese, sonrada bir çocuğun oyuncağına sarılması gibi sarılp hiç bırakmasak.

Galiba görmeyide öğrenmemiz lazım. Bir kumsalda otururken görünen sadece mavi deniz değildir. Görebildiniz mi hiç martıların kanatlarının dalgalara dokunuşunu? Duyabildiniz mi martıların şarkısını, dünyanın en güzel şarkısını? Ne bizim sonradan çıkan popçulara benzer, nede çalınan giyarın sesine. Çünkü martılar güneşin denize dokunuşundaki yanıp sönen ışıltılara şarkı söylerler. Hani elmasın bile önüne geçemediği o deniz'in üzerindeki yanıp sönmeler. Sonra bembeyaz dalgaların kumsalda kumları süzüp, her seferinde değişik bir resim yapaşı. İşte hayatın güzellikleri. Eğer kendinizi onların içinde bulabiliyorsanız ne mutlu size. Çünkü siz Çin müziği duyduğunda Çin'de gezinebile , sevdiği için sayfalarca " Seni Seviyorum" yazanlardansınız. Yani mutlulukların içindenen başka mutluluklar çıkarabilenlerden. Artık size hayatın zorlukları vız gelir.

Ama siz hala denizi sadece mavi görenlerdenseniz üzülmeyin. Hayatınızdaki stres, karamsarlık başlığını değiştirerek işe başlayabilirsiniz. Bir sabah yolda önünüze çıkan herkese günaydın deyin. Günaydınlarla oluşan gülümseyişler gün boyu kalıcıdır. Akşam güneşin batışındaki kızıllığa hapsedin acılarınızı, dertlerinizi. Güneşe ağlayın ve sonrada o batıp gitsin, sizin acılarınızla beraber. Geride kalan pembemsilik ise hayata bakışınızın rengi olsun. Çünkü pembe dünyalarda insanlar nefreti değil sevgiyi konuşur. Orada üzülmek sinirden ağlamak yasaktır.Çünkü orada hayattaki mutlulukları yakalayabilmiş, hayata gülümseyebilen, acılara değil de sevinçlere ağlayabilen insanlar vardır.

http://duygularimiz.4mg.com
Sorry, your browser doesn't support Java(tm).
Bu Sayfayı Sevdiklerinize Gönderin.
Adınız

E-Mail Adresiniz:

Alıcının E-mail Adresi:

Varsa Notunuz:

 


Powered by DuYGuLaRımıZ-OnLiNe